- Gidilecek yerler
- Yapılacak şeyler
- Seyahatinizi planlayın
- Ιlham alın
- Daha fazlası
COVER STORY
Zagori'de Yapılacak 12 Unutulmaz Şey
Yol kılavuzunuz sizleri Büyük İskender’in doğum yerine ve görkemli Pella sarayının kalıntıları olduğu kadar, Antik Makedonya’nın en kutsal sayılan tapınaklarına ve Makedon İkinci Philip’in dinlenme mekanlarına götürecektir. Ayrıca Yunanistan’ın kuzey şehri olarak Selanik ön plana çıkmakta olup, belki yol geziniz kısa bir kalış veya ziyaret süresi için bu şehire de uzanabilir. Sadece Avrupa’nın derin tarihine bir yolculuk gerçekleştirmek için hazırlık yapın.
Bu güzergah kültürel derinliğe odaklanıyor, bu yüzden gelmeden önce Makedon tarihini gözden geçirin ve Aigai ve Pella gibi önemli yerlerdeki rehberli turlardan en iyi şekilde yararlanın. Eğer ekstra zamanınız varsa, Selanik'te bir gece daha ekleyerek müzelerini, mahallelerini ve yemek sahnesini acele etmeden keşfedin.
Selanik Makedonya havaalanından yola çıkarken, kültürel yol geziniz Antik Makedonya’nın en kutsal yerleşim yerinden başlamış olacaktır. Dion, M. Ö. 4. Yüzyılda Makedon Krallığı’nın önemli bir parçası olarak gelişti ve yine aynı yer İkinci Philip’in zaferlerini kutladığı, Büyük İskender’in seyahatleri öncesi ilahi kurbanlar sunduğu bir yerdi. Gününüz Litochoro’da,Olympos Dağı’nın gölgesinde sona erecek..
Dion Yunanistan’ın en atmosferik arkeolojik alanlarından birisidir. Zeus’a tapınılmak için inşa edilmiş olup, anıtlar yeşillikler, ağaçlar ve göletlerin arasında dağınık biçimdedir. Parkın çeyrek bölümü, 150 hektarlık bir alan, tapınaklar için inşa edilmiş olup – en eskisi M. Ö. 4. Yüzyıla ait olup Demeter’e adanmıştır, iki Tapınak (Hypsistos ve Olympios) Zeus’un onuruna inşa edilmiştir. Isis tapınağına ise küçük bir köprü aracılığıyla ulaşım sağlanır. Bir Hristiyan Bazilikası, hamam ve daha geniş alanda Helenistik dönem kalıntıları ve Roma tiyatroları bulunmaktadır.
Kasabanın önemi göz önüne alındığında parktan yaklaşık 500 metre uzaklıkta bulunan Dion Arkeoloji Müzesi, Yunanistan'daki en önemli müzelerden birisidir. Zeus Hypsistos Tapınağı'nın (parktakiler tıpatıp aynısıdır) heykellerinin yanı sıra İsis, Dionysos ve Afrodit heykellerini de içerisinde bulundurmakta. Ayrıca madeni paralar ve vazolar da dahil olmak üzere çeşitli küçük eserler bulacaksınız. Ama belki de en ilgi çekici sergi, bir Kilise orgu gibi MÖ 1. yüzyıldan kalma bir nefesli çalgı olan hydraulis.
Gününüz Olympos Dağı'na en yakın kasaba olan Litochoro'da sona eriyor. Hem dağlık hem de kıyı (Pieria sahil şeridine dokunma mesafesinde) olmayı başarmasının yanı sıra Makedon ve neoklasik mimarisini de karakterize etme özelliğine sahiptir. Arnavut kaldırımlı ara sokaklarda ve küçük meydanlarda (Platanos Meydanı gibi) dolaşırken, taş çeşmeleri ve Kiliseleri bulacaksınız. Enipeas Nehri'nin yanında yemyeşil bir belediye parkı da vardır. Merkezde ve nehir kıyısında geleneksel Makedon yemekleri sunan tavernalar var. Yaz aylarında Plaka plajına gidin. Tamamen barlar ve restoranlar ile organize edilmiştir.
Vergina'daki Aigai Kraliyet Mezarları, İkinci Philip'in (Büyük İskender'in babası) ve büyük Makedon hanedanının diğer üyelerinin kalıntılarını içeren, antik dönemden kalma en büyük mezarlık alanlarından birisidir. Gününüz, güçlü Bizans etkilerine sahip bir kasaba olan yakınlardaki Veria'da sona eriyor.
UNESCO-koruması altındaki bu arkeoloji harikası, sadece İkinci Philip ve diğer Makedon kraliyet mensuplarının görkemli mezarlarını değil, aynı zamanda kutsal mezar yığınlarının da bütünlüğünü korumaktadır. İçerisinde İkinci Philip ve Büyük İskender’in genç oğlunun da dahil olmak üzere antik çağlardan kalma görkemli dört mezarını içerisinde barındıran kalıntılar oldukça ilgi çekici olup, Philip’in Makedon güneşiyle süslenmiş kemiklerini de içerisinde barındıran altın larnax, devasa zırhı ve altın cenaze ateşine taktığı çelenk, mezar tümülüsünün içindeki bir müzenin loş aydınlatmasında ışıl ışıl görünmektedir. Höyüğün çevresinde, Philip’in annesi Eurydice ve kızı Selanik’in gömülü olduğu ve Kraliçeler Kümesi olarak anılan yer de dahil olmak üzere 300 kadar küçük mezar alanı vardır.
Aigai Kraliyet Mezarlarına bir gezi gerçekleştirin
Küçük Veria şehri M.Ö. 5. yüzyılda kuruldu, ancak en çarpıcı mirası M.S. 11-14. Yüzyıllara aittir. Düzinelerce Kilise, Bizans İmparatorluğu'nun en önemli şehirlerinden birisi olarak zamana tanıklık etmektedir. Ayrıca, 1850'lerden kalma Yahudi mahallesi de (orada bulunan bir çeşmeden sonra Barbouta olarak bilinir) ilginç bir güzelliğe sahiptir. Tripotamos Nehri kıyısında etkileyici biçimde dekore edilmiş bir sinagog bulacaksınız. Kyriotissa semtinde, kıvrımlı geçitlerden oluşan bir labirent, karakteristik çıkıntılara sahip iki katlı evleri gizlemektedir. Nehirde çeşitli geleneksel tavernalar ve kafeler bulacaksınız.
Üçüncü gününüz sizi Makedonya'nın eski başkentine götürür. Pella en popüler biçimiyle Büyük İskender'in doğum yeri olarak bilinmekle birlikte, sonunda krallığın ana sarayı ve şehri olarak Aigai'nin yerini almıştır. Gününüz şelaleler ile dolu Edessa'da sona erecektir.
Saray kompleksi ve çevresindeki binaların sadece yer seviyesindeki kalıntıları kalsa da, Pella'nın antik şehir planlamasında son söz olduğuna dair hiçbir şüpheniz kalmayacak. Agora ve onu Yunanistan'ın politik, ekonomik ve kültürel merkezi yapan, kamu binaları ile kraliyet sarayı olmasının ötesinde, çok daha fazlasıydı. Şehir, Hippodamya bloklarından ve döşeli caddelerden oluşan ızgara planını takip etti ve gelişmiş bir su temini ve kanalizasyon sistemine sahipti. Pella, Dor ve İyon süslemeli binaları ve mozaiklerle süslenmiş en zengin evleriyle yaşama dair en iyi şeyleri kesinlikle biliyordu.
Antik Pella turunuzu tamamlamak için, şehrin altın çağından kalma pek çok eseri barındıran otel bünyesindeki müzesine uğrayabilirsiniz. Göze çarpan sergiler, Büyük İskender'in mermerden yapılma başı, karmaşık zemin mozaikleri ve 5 metre boyunda duvar süslemeleri koleksiyonu da dahil olmak üzere antik çağdaki günlük yaşama dair bilgi veren eserlerdir. Agora ve mezar hazinelerinden büyüleyici eserler ve ayrıca saray tasvirleri, büyük bir sofistike ve sanat düzenini ortaya çıkarmaktadır.
Batıya doğru, Yunanistan'ın şelaleler şehri Edessa'ya ulaşırsınız. Onları görmeden önce zaten seslerini duymuş olacaksınız ki, özellikle de 70 metre yüksekliğindeki Karanos Şelalesi (sizi gök gürültülü bir su perdesinin arkasına götüren patikaya sahiptir). Edessa’nın bir zamanlar suyla çalışan ve bayağı iyi bir kazanç getiren tekstil endüstrisi hakkında bilgi edinebileceğiniz Açık Hava Su Müzesi ve de Folklor Müzesi bulunmaktadır. Gününüz, Osmanlı yönetimi sırasında Hristiyan mahallesi olan ve restore edilmiş iki katlı geleneksel Makedon evleri ile bir tsipouradiko (meze restaurant) veya tavernada sona erecektir.
Bir günü bu büyüleyici şehre ayırmak yeterince adil görünmüyor belki de, hatta tanımak zor bir ihtimal, bu yüzden de kalış sürenizi uzatmaktan çekinmeyin. Ancak bu fantastik şehrin kültürel zenginlik açısından sunduğu her şeyi keşfetmek üzeresiniz. Ünlü yemek ve gece hayatı sahnesinin tadını çıkarmak için zaman ayırdığınızdan emin olun. Sonuçta kültür farklı biçimlerde karşınıza çıkar.
Selanik Arkeoloji Müzesi'ni ziyaret ederek Makedon tarihinin daha da derinlerine inin. Müzenin içerisinde yer alan Petralona Hazinesi, M.Ö. 3. bin yıl öncesine kadar uzanıyor ve bölgenin bağımsız bir krallık olarak doğuşunun adımlarını Selanik'in doğu Roma İmparatorluğu'nun ikametgahı olduğu zamana kadar takip ediyorsunuz. Makedonya'nın Agia Parakaskevi mezarındaki işçiliğe ve antik Makedonların ünlü olduğu karmaşık altın işçiliğine, özellikle de altın çelenk koleksiyonuna dikkat edin.
Selanik sokaklarına adım atma ve şehrin farklı sakinlerinin bize bıraktığı her şeyin tadını çıkarma zamanı. Beyaz Kule müzesi ve hemen yakınında yer alan ata binmiş, savaşa hazır halde görünen Büyük İskender heykeli, başlamak için bariz bir yerdir. Romalılar bize Galerian Kompleksi'ni (Galerius Kemeri, Octagon, Apsidal Salonu ve UNESCO korumasındaki Rotunda dahil) ve agoralarını bırakırken, Bizanslılar Ayasofya ve Agios Dimitrios (ayrıca UNESCO Dünya Mirası site anıtları). Köşklerde ve Bezesteni Pazarı'ndaki Osmanlı etkilerine dikkat edin.
Gününüz, şehrin en yüksek noktasında Ano Poli veya Yukarı Şehir'de sona eriyor. Muhteşem duvar resimleriyle Hosios (Aziz) Bizans Kilisesi ve Vlatadon Manastırı UNESCO tarafından koruma altına alınmış olup, Osmanlı dönemine ait Paşa Bahçeleri'nde sokakların labirentinde gizlenmiş sayısız mücevher vardır. Ancak buradaki asıl önemli nokta, toplu olarak Kastra (Kaleler) olarak bilinen Bizans kaleleri, kuleleri ve duvarlarından oluşan kompleks. Heptapyrgion ve Trigoniou Kulesi, özellikle de Termaikos Körfezi manzarasına sahip olmaları gereken yerlerdir. Öyleyse, işiniz bittiğinde, kendi idealinize uygun olarak teras manzaralı geleneksel bir küçük taverna bulun ve anılarınızı derinleştirin.
Son gününüz sizi Halkidiki'nin doğu kıyısına ve Aristoteles'in doğum yeri olarak ün kazanan Antik Stagira'ya götürür. Sadece antik çağın en büyük filozoflarından birinin değil, aynı zamanda Büyük İskender'in savaş, ahlak, mantık ve sanat konularında öğretmeninin mirasını keşfediyorsunuz. Antik Stagira'da gününüzü tamamladığınız zaman, sahilde kendinize biraz zaman kazandırmaktan fazlasını elde etmiş oluyorsunuz.
Stagira antik kenti, M.Ö. 7. yüzyılda kuruldu ve üç yüzyıl sonra Aristoteles burada dünyaya geldi. Ancak Stagira, arkeolojik alanda bulduğunuz duvarların Bizans döneminden kalma olduğu için antik çağda o kadar da önemli değildi. Ayrıca, Aristoteles'in "The Naturals" olarak adlandırdığı şeyin etkilerini test etmenize olanak tanıyan aletlerin (prizma, optik diskler, pusula, güneş saati, parabolik refraktörler ve rüzgar türbinleri) bulunduğu yakındaki Aristoteles Parkı da görülmeye değerdir.
Tüm bu kültür birikimi sonrasında, günün geri kalanını sahilde geçirebilirsiniz. Arkeolojik alandan, yandaki şirin küçük koy olan Sykia plajına kolayca yürüyebilir (veya araba ile) gidebilirsiniz. Ya da daha fazla tesisin bulunduğu Olymbiada'ya biraz daha gidin ve deniz kenarındaki bir yüzmeyi tavernada deniz ürünleri ile birleştirebilirsiniz. Unutmayalım ki, artık sahil şeridi ile ünlü Halkidiki'dasınız. Bu nedenle, daha fazla güneş ışığı ve kum istiyorsanız, konaklamanızı uzatabilir ve burada veya Sithonia veya Kassandra yarımadalarında daha fazla plaj keşfedebilirsiniz. Alternatif olarak, Selanik'e geri dönme zamanınız geldi.
Aklınızdaki seyahatle ilgili birkaç ayrıntıyı paylaşın. Sizi, genellikle 24 saat içinde (Pazartesi-Cuma) yanıt verecek, onaylanmış bir Seyahat Uzmanı ile bağlantıya geçireceğiz.
Uzmanla bire bir çalışarak rotayı, seyahat hızını, konaklama yerlerini ve deneyimleri belirleyin ve ilgilendiğiniz yerel ipuçlarını veya etkinlikleri ekleyin.
Program ve dahil olan hizmetlerden memnun kaldığınızda, Seyahat Uzmanınız nihai seyahat planını hazırlar ve rezervasyonunuzu sizin için yapar.
Evet. Size Antik Makedonya'nın en önemli yerlerini, kraliyet mezarlarından ve tapınaklardan Aristoteles'in doğum yerine kadar tanıtırken, modern Selanik'te keyifli zaman geçirmeniz için de fırsat sunar.
Evet. Dion, Aigai, Pella ve Antik Stagira gibi arkeolojik alanlara ulaşmak ve kasabalar arasında kolayca hareket etmek için bir araba gereklidir.
Çoğu gece farklı bir yerde kalacaksınız, genellikle Litochoro, Veria, Edessa ve Selanik'te, sürüş mesafelerini sınırlı tutarak her bölgeyi rahat bir tempoda keşfetmenizi sağlayacak.
İlkbahar ve sonbahar, konforlu geziler ve hoş hava için idealdir. Yaz da, rotayı Halkidiki'de plaj zamanı ile birleştirmek istiyorsanız iyi bir seçenektir.
Evet, özellikle tarih seven büyük çocuklu veya ergen çocuklu aileler için. Mesafeler yönetilebilir ve çoğu yerin müzeleri veya keşfedilmesi kolay açık alanları var.
Kesinlikle. Litochoro, Olimpos Dağı'nın kapısıdır ve Edessa'nın şelaleleri etrafında yürüyüş yolları bulunmaktadır. Dion çevresinde de kısa doğa yürüyüşü parkurları vardır.
Evet. Bir durak atlayarak 3-4 güne sıkıştırabilir veya Selanik veya Halkidiki'de ekstra gecelerle uzatabilirsiniz. Bir Seyahat Uzmanı, rotayı ilgi alanlarınıza göre ayarlamanıza yardımcı olabilir.