HALKI

ARCIPELAGO’NUN KÜÇÜK CENNETI

Halki Adasının harika görüntüsü

Ege gün ışığı altında ve mavi denizi boyunca yayılan, Dodecanese adaları arasından ortaya çıkan davetkâr bir Yunan gülümsemesidir.


Chalki, küçük olsa da size içten hazinelerini sunmaya hazır, harika bir yerdir. Gözlerinizi bu muhteşem limana diktiğiniz andan itibaren bellidir ve bu adanın tek küçük köyü Nimporio’dur. Araçların eksikliği, sükûnet tüm ada üzerine yerleşmiştir ve romantik bir atmosfer ziyaretçilerin dikkatlerini üzerine çeker.

Her şey yerli halkın tasasız davranışları tarafından ayarlanmış olan yumuşak bir hızla hareket etmektedir. Bir ressamın bütün paleti ile renklenmiş, yeniden düzenlenmiş ve görkemli evler arasında taş döşeli yollarda yapılan yürüyüşlerden zevk alacaksınız; berrak sulara dalış yapacak; ouzonuz ile zaman geçirerek tavla oynayıp, geleneksel yemek tariflerinin tadını çıkaracaksınız. Ve insanlar ise modern turizmin yürüyüşüne direnen ve adalarına saygılı bir şekilde içten kibarlık ve samimiyetleriyle karakterize edilirler.


Halki’da ne yapılır

Nimporio
Renkli duvar ve kiremitli çatıları ile resmedilesi küçük köylerin güneş korumalı, iki ve üç katlı evleri koya demirlemiş küçük botlar gibi görünmektedir.

Dar yollar boyunca gezersiniz ve kuruması için güneşin altına serilmiş el yapımı makarna, ekmek ve meşhur Halki “makarounia”sı yapmak için her evde bulunan fırından gelen lezzetli kokunun keyfini çıkarırsınız. Yerli halktan birine size dikenli armut vermesini isteyin, bu meyvenin eşsiz lezzetini adanın her yerinde bulabilirsiniz.

Tahta kulesi ve ağaç oymalı ikonu ile adanın koruyucu azizi olan Agios Nikolaos Kilisesi’ni ziyaret edin ve geleneksel “hoklakia” plaj çakılları ile süslü bir şekilde döşenmiş avlusunda derin bir nefes alın. Olağanüstü saat kulesi ile eski görkemli bir ev olan TownHall da bir müddet mola verin. Nimporia’da yapacağınız yürüyüş kalbinizde huzurlu düşünceler ve tarifsiz bir keyif bırakacaktır.

Rüya gibi sahiller
Adaların bazı sahilleri Nimporio’dan yürüyerek bazıları ise kayıkla ulaşılabilir şekildedir. Işıl ışıl beyaz kumu ile Pontamos adanın en popüler sahilidir. Kania çakıllı ilginç bir plajdır, tıpkı Giali, ftenagia ve Areta’nın masmavi suları ile ünlü olduğu gibi. Trahia ise yalnızca kayıkla ulaşılabilir olan iki su kanalı arasında yer alan bir sahildir.

Agios Ioannis Alargas Manastırı
“Alarga”, “uzak” demektir ve Stafia’da ki bu manastır gerçekten hem Palio Horio’dan hemde denizden biraz uzak mesafededir. Kuru taşları ve kulübeleri bulunan açık alanlardan bir buçuk saatlik bir yürüyüş sonrası buraya ulaşabilirsiniz, ağaçlarda dikenli armutlar ve incirlerin sallandığı ve taşlı zemininde kokulu otların olduğu. 29 Ağustos’ta hacılar adanın en büyük kutlamasında yer almak ve cömert bir şekilde keşişlerin odalarında kalmak için manastıra toplanırlar. Yüce selvi ağacının altında sabaha kadar yemek yerler, şarkı söylerler ve “sousta” dansı ederler.

Horia – Şövalyelerin Kalesi
Horio limandan 2,5 km olan tepede asılı duran, adanın eski bir başkentidir. Terkedilmiş evlerin kalıntıları Halki’nin İhtişamını gölgelemektedir.

Nefis kavisli duvarları ile Panagia Horiani Kilisesinden, Şövalyelerin Kalesi’ne giden yolu takip edebilirsiniz. İçerisi büyüleyici kalıntılarla doludur ve Agios Nikolaos Tapınağı 15. ve 17. Yüzyıldan beri hala orada durmaktadır. Kaleden bakıldığında Karpathio’da denizinden görülen manzaraya hayran olabilirsiniz.


Halki


Halki’un saklı cevherleri

Alimia
Nimporio’dan özel bot ya da kayıkla halki ve Rodos arasında yer alan bir ada olan Alikia’ya bir günlük gezi yapılmaya değerdir.  Daha içerilerde eski küçük köylerin kalıntılarını görürken, büyük sahilinde mavi sulara dalma ve yüzme ihtiyacınızı gidereceksiniz ve kıyıdan kısa bir mesafede tuzlu su gölünü görebilirsiniz.

Taxiarhis Mihael Palarniotis Manastırı
Adanın sert dağlık görüntüsünün aksine, Manastır panoramik görüntü ve ağaçlarla çevrelenmiştir. Eğer gezintiden hoşlanıyorsanız, Manastıra Nimporia ve Horio’dan başlayan patikadan ulaşabilirsiniz.

Palarniotisten itibaren Agios Georgios Riskiou boyunca kuru taş duvarlar ve terkedilmiş değirmenler ile ortaçağ kiliselerinin izleri başlar.